<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Serres Blogs &#187; Xeynoland</title>
	<link>http://www.serresblogs.gr/</link>
	<description>Serres Blogs &#187; Xeynoland</description>
	<generator>Gregarius 0.5.5</generator>
	<language>en</language>
	<item>
		<title>Xeynoland: 2010 Günlüğü</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2010/01/18/2010_G%c3%bcnl%c3%bc%c4%9f%c3%bc</link>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 01:21:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2010/01/18/2010_G%c3%bcnl%c3%bc%c4%9f%c3%bc</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://xeynoland-2010.blogspot.com">Burdan devam</a><img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-3267354284393215862?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Bitmiş En Güzel Hikayem...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/11/18/Bitmi%c5%9f_En_G%c3%bczel_Hikayem...</link>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 18:44:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/11/18/Bitmi%c5%9f_En_G%c3%bczel_Hikayem...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Selam Mine,<br />Sen beni tanımıyosun ama ben Halil'in eski kız arkadaşlarından biriyim, onu hala çok seviyorum ama o kararını vermiş anladığım kadarıyla, az önce İtalya'ya sana evlenme teklif etmek için gideceğini söyledi bana... <br />Size şimdiden mutluluklar dilerim. Onu çok mutlu et olur mu? Çünkü bunu fazlasıyla hakediyor...<br />Zeynep<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-989220943363144839?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Kısa Hikaye Volume II</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/30/K%c4%b1sa_Hikaye_Volume_II</link>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 18:10:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/30/K%c4%b1sa_Hikaye_Volume_II</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Kız sevgisinin çocuğu boğabileceğini hiç düşünmemişti. Çünkü kız kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davranıyordu çocuğa. Tek isteği sevilmekti. Deli gibi sevilmek. Salt bu yüzden beraber yatarlarken çocuk çok sıkı sarıldığında nefes alamamaktan bile şikayetçi olmazdı. Yeter ki sevsin beni, sevgisiyle boğulsam da mühim değil derdi…<br /><br />Bu yeni bulduğu ilgi o kadar hoşuna gitmişti ki kızın, çocuk uyurken kız onu seyrediyordu geceler boyu. Uyuduğu vakitleri hayattan çaldığı anlar olarak düşünüyor, uyumayı reddediyordu…<br /><br />Bundan başka bir isteği de yoktu kızın. Çocuktan başka bir talebi de… Evet çocuk akıllıydı ama aklı karışıktı… Yönlendirilmeye ihtiyacı yoktu aslında. Çünkü biri onu yönlendirmeye çalıştığında bundan da sıkılacaktı. Bunu bilen kız gitti…<br /><br />Tamamen hayatından çıkaracaktı çocuğu, bir daha ne adını anacak, ne yüzünü görecekti, beraber çektirdikleri resimleri gözyaşları içinde tek tek yok etti. Ama çocuk tekrar aramıştı onu, koskoca bir karanlığın içinde iğne deliği kadar bir umuttu bu kız için. Yine de denemeye değerdi, ne de olsa kaybetmek korkaklar içindi. İki gün iki gece düşündü kız. Yeni bir ülkede her şeye sıfırdan başlamak mı? Yoksa üzüntüler, acılar içinden yeni bir mutluluk doğurmaya çalışmak mı? Sonunda kaldığı yerden devam etmeyi seçti, çok üzüleceğini, yine gözyaşlarına boğulacağını bile bile. Bir idam mahkumu celladını nasıl severse kız da öyle seviyordu çocuğu. Ölümüne… Döndü yine memleketine…<br /><br />Ama heyhat, çocuğun aklı yine karışmıştı… Kızı bir kez daha yüzüstü bırakmıştı. Verilen sözler, edilen yeminler unutulmuştu…<br /><br />Yine de umutlu kız. Bıkmıyor, usanmıyor, nasıl bir güçtür içindeki kendisi de çözemiyor. Ama madem çocuk yönlendirilmeyi istiyor, kendisini birine emanet etmeyi öğrenmesi gerekiyor…<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-9145920981515400891?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Poison Prince</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/26/Poison_Prince</link>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 00:47:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/26/Poison_Prince</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SuYcVUqwIhI/AAAAAAAAAHA/83ANUm1TRW8/s1600-h/prens2.jpg"><img src="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SuYcVUqwIhI/AAAAAAAAAHA/83ANUm1TRW8/s320/prens2.jpg" /></a><br />A poetic genius is something I don't see<br />Why would a genius be trippin on me<br />And he's looking at me now<br />But what he can't see<br />Is that I'm looking through his eyes<br />So many lies behind his eyes<br />And tell me stories from your past<br />Sing me songs you wrote before<br />I tell you this my poison prince<br />You'll soon be knockin on heavens door<br /><br />Some kinda poison prince with your eyes in a daze<br />Some kinda poison prince, your life is like a maze<br />And what we all want, and what we all crave<br />Is an upbeat song so we can dance..<br />The night away...<br /><br />Oh who said life was easy who said life was fair<br />Who said nobody gives a damn and nobody even cares<br />The way you're acting now like you left that all behind<br />You've given up, you've given in<br />Another sucker of that slime<br /><br />Some kinda poison prince with your eyes in a daze<br />Some kinda poison prince, your life is like a maze<br />And what we all want, and what we all crave<br />Is an upbeat song so we can dance..<br />The night away...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1101276484669284038?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: A Public Proposal</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/04/A_Public_Proposal</link>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 01:07:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/10/04/A_Public_Proposal</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sskd5wB6fTI/AAAAAAAAAGo/s_Uoj5OBMNs/s1600-h/DSC00056.JPG"><img src="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sskd5wB6fTI/AAAAAAAAAGo/s_Uoj5OBMNs/s400/DSC00056.JPG" /></a><br />I fell in love the most handsome and supreme man ever and always will love him for the rest of my life... <br />I'll be still waiting for you to come back and say YES!!!!!!<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7325801574457422998?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Yaşlanıyorum Galiba!</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/09/25/Ya%c5%9flan%c4%b1yorum_Galiba!</link>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 12:09:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/09/25/Ya%c5%9flan%c4%b1yorum_Galiba!</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	İki gün önce buruk bir doğum günüyle kutladım sayılır yeni yaşımı. Daha farklı olması senin elindeydi, böyle olmasını istedin, sağlık olsun diyelim...<br /><img src="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SryKk3Wr19I/AAAAAAAAAGg/XeCHgVgETdw/s400/b745952547_128414752547_982.jpg" />Ama cidden o değil meselem şimdi. Televizyon kanallarında dakika başı gösterilen bir reklam var, kesin görmüşsündür görmemen imkansız gibi birşey. Kankaların yeniden buluşması :) Hatırladın değil mi? Çok tatlı değiller mi sence de? Üçü de dünya tatlısı.<br /><br />Şimdi de bunun başlıktaki yaşlanıyorum galiba sözüyle ne alakası var diyeceksin. Hemen söyleyeyim. Reklamı ilk gördüğümde ağlamaya başlamıştım da ondan yaşlanıyorum sanırım. Ben de istiyorum öyle üç tane. Ama dört değil iki de değil üç :) hatta üçüz olsunlar okula aynı sene başlasınlar biz de arkalarından bakalım reklamdaki gibi. UFFF! Çocuk istiyorum!!!!<br /><br />Not: Bu yazıyı yazarken yine çıktı bir kanalda =)<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8440719898561629523?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Stop Crying Your Heart Out</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/09/11/Stop_Crying_Your_Heart_Out</link>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 14:49:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/09/11/Stop_Crying_Your_Heart_Out</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sqo8xubdKPI/AAAAAAAAAGY/DWM40Z0zmMY/s1600-h/Stop_Crying_Your_Heart_Out.jpg"><img src="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sqo8xubdKPI/AAAAAAAAAGY/DWM40Z0zmMY/s400/Stop_Crying_Your_Heart_Out.jpg" /></a><br />Belki de hayatımı anlatan tek şarkı bu. Çok da manidar diğer bir yandan. W.h.a.t.e.v.e.r'ın benimle son konuşmasında yolladığı şarkıydı. Bu şarkıyı anladığın gün herşey çok farklı olacak demişti, hatta anlamını kavrayamazsan "Butterfly Effect"i izle diye de eklemişti. Filmi dediği gün gözyaşları içinde izlemiştim. Üzerinden beş sene geçti... Zamanın ilaç olduğunu hala düşünmüyorum. En azından benim üstümde hiç bir etkisi olmadığı kanıtlandı. Sadece büyüdük sanırım. W.h.a.t.e.v.e.r 25'ti o zaman şimdi 30 oldu. Evlendi. Belki de çocuğu var, bilemiyorum. Bilmek de istemiyorum.<br /><br />Sadece deja vu yaşıyorum ve yıllar sonra yine aynı şarkıyı dinliyorum. Bu sefer her kelimesini anlayarak...<br /><br />Get up<br />(get up)<br />Come on<br />(come on)<br />Why you're scared?<br />(i'm not scared)<br />You'll never change what's been and gone...<br /><br />'Cause all of the stars,<br />Have faded away<br />Just try not to worry,<br />You'll see them someday.<br />Just take what you need,<br />And be on your way and<br />Stop crying your heart out...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-6308465742349256016?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Diğer Yarım (!)</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/08/29/Di%c4%9fer_Yar%c4%b1m_(!)</link>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 12:10:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/08/29/Di%c4%9fer_Yar%c4%b1m_(!)</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Bir diğer yarım kalpli var burda, diğer yarım sende, yarım kalple idare etmeye çalışıyorum ben de. Uzun zamandır hem de...<br /><br />Yarım kalple aşık olmaya çalışmak zor, haklısın... Sen bereketsiz bir haftasonu geçirmişsin gecenin son dansından sonra, ben bereketsiz bir yıl geçirdim senle geçirdiğim bir aydan sonra... Aramızdaki tek fark bu galiba... Alışmışlık... Hayata devam edebilme yeteneği deniliyor buna galiba...<br /><br />Ama alışamadım işte... Sensiz olmaya alışamadım... Başkasının koynunda uyumaya alışamadım... Bir başkasıyla sevişmeye çalışırken seni aklımdan çıkartamadım... Bir gece bile seni düşünmeden uyuyamadım ki daha...<br /><br />Evet İtalya'da bok var, hepsi oraya gidiyorlar çünkü...<br /><br />Bu kez bir değişiklik yap... Cam kırıkları üstünde seviştiğinde ortalığı yalnız temizlemen gerekmeyecek birini bul... Hayat müşterek "KOCA ADAM"!!!<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-2106610799927878677?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Uykusuz</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/08/20/Uykusuz</link>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 11:58:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/08/20/Uykusuz</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Bu kontrolde de iyi dediler parmaklarım için, eh bundan sonra tek iş kiloları atmakta. Sıkıldığımda kendimi yemeğe verdiğim düşünülürse bu birkaç ay pek de kolay geçmeyecek benim için.<br /><br />Neyse konumuz bu değil. İstanbul'a bu kadar sık gidip gelince Alibeyköy'deki büfeden Uykusuz almadan gelemez oldum Bursa'ya. Gerçi yarı yolda bitiriyorum dergiyi ama olsun. Beğendiğim yerleri dönüp dönüp okumakla geçiyor yolun geri kalanı...<br />Ve geçen haftaki dergi belki de son zamanların en iyisiydi benim için. Çok güldüm, çok düşündüm yeri geldi. Ama bu haftaki favorim "Aşık Memo" :) N'apim çok komik. Aynen yazıyorum...<img src="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/So0UCwXl6LI/AAAAAAAAAGQ/-ueGbaFLee4/s400/memolar-asikmemo.jpg" />Barrağımı müteaddit defalar ele aldım Sıvazlayıp yoğurarak pek çok hayale daldımDamcıklardan içeri kaydırırım sanırkenFik elimde yapayalnız kubur başında kaldım<br />Sıvazlarken "bu barraktır" diye hiç serzenmedimHep okşadım kafasını, sevgimi eksiltmedimBu ihtimamı dünyada kimseye göstermedimOtuzbirle sevindirdim, fikin gönlünü çaldım<br />Köt domaldığınca büyür bostanda kabak gibiAçılmış hali makbuldür damcığın tabak gibiOlsa da damarlı fikim, kıllı bir çubuk gibiDam gördüğüm vakitlerde sokmadan baka kaldım<br />Kadınların memeleri göyneklerden fırlasaHer meme ve dam sahibi bir barrak ısmarlasaBarrağımın mat kafası dam suyuyla parlasaHep böyle boş hayallerle ömrümden ömür çaldım<br />Avuçlarımda memeler olsa çok mu olurduFikim damdan girse sanki orda yok mu olurduBarrak yiyen kızlar acep daim tok mu olurduCevapsız binbir sualin tam ortasında kaldım Memo memo tut fikini damcıklara doğru koşAman dikkat uçmasınlar dam dediğin ürkek kuşSıcak fiki hiç soğutma lazım olur kara kışDamsız kötsüz fiksiz kalma, kalırsan dersin öldüm<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1009869115120716182?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Kotu Baslangic</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/07/11/Kotu_Baslangic</link>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 00:09:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/07/11/Kotu_Baslangic</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Salı günü itibariyle Yunanistan'a geldim. Yeniden birşeyler yazmak için biraz zamanın geçmesini bekliyordum. Sonuçta yeni bir hayat için buradayım ve bu hayatın içinde maalesef ki sen yoktun. O yüzden de yeni bir blog açacaktım. Ama yine buraya yazmaya devam ediyorum. Bir şekilde peşimi bırakmıyorsun, en olmadık zamanlarda hem de.<br /><br />Ne gereği vardı ki o mesajı atmanın? Tabi ki hayattayım, ölsem bir şekilde öğrenirdin. Hem ne bekleyerek, ne akla hizmet attın ki? Üç gündür gülen yüzüm mesajından beri gülmez oldu, içki içmeyeceğime söz vermiştim doktoruma, bugün yarım şişe uzoyu tek dikişte içtim, sırf ağlamam dursun diye. Partine davet etmediğin eski sevgilini birden merak edesin mi geldi? Yoksa sırf kapatmaya çalıştığım yaralarımı mı deşmeye çalışıyorsun, eğer öyleyse başardın. Tebrik ederim seni...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7007056276199737709?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Benim Gibi Düşünüyorsan Seninle Aynı Fikirdeyim</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/22/Benim_Gibi_D%c3%bc%c5%9f%c3%bcn%c3%bcyorsan_Seninle_Ayn%c4%b1_Fikirdeyim</link>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 01:30:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/22/Benim_Gibi_D%c3%bc%c5%9f%c3%bcn%c3%bcyorsan_Seninle_Ayn%c4%b1_Fikirdeyim</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Bu yazıyı okumaya başladıysanız yazımın sonunda sizden isteyeceklerimi de yerine getirmeye söz vermişsiniz demektir. Ama tabi bu büyük bir sorumluluk, o yüzden şu andan itibaren okumayı bırakabilirsiniz, sizi suçlamam ya da kınamam ama okumaya devam ederseniz, zaten yazının sonunda sizden isteyeceğim iyiliklerin çok da yerinde olduğunu anlayacaksınız…<br /><br />Öncelikle biraz tarih biraz da edebiyat diyelim ve şu günlerde herkesin ağzında olan bir kelimenin anlam kayması yaşamadan önceki halini inceleyelim. Ey şu naçizane yazımı dikkate alıp üç beş dakikasını bana ayırma lütfünde bulunan güzide okuyucu! Ergenekon bir soruşturma ismi değil “Göktürklerin türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.<br /><br />Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türklerin üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.<br /><br />Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beyleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur"(1) (Buraya kocaman görünmez bir ünlem koyup yazıma devam etmek istiyorum.)<br /><br />Efendime söyleyeyim, Anayasanın 38/4. maddesi uyarınca “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” ancak günümüzde bu madde şekil değiştirerek, sömürülerek ve zor kullanarak “Masumiyeti ispatlanıncaya kadar herkes suçludur” şeklinde değiştirilmiştir. Bunu da aylardır dalga dalga hissetmekteyiz. Apar topar götürülen rektörler, doktorlar, sivil toplum kuruluşları başkanları bu sindirme politikasını açıkça göstermiyor mu?<br /><br />Benim kuşağım hiçbir askeri darbe görmedi. Nedir askeri darbe? “Darbe, siyasal anlamda, iktidara zorla el koymak veya siyasal rejimi zorla değiştirmek anlamına gelir, ordu tarafından yapılırsa askeri darbe denir ve genellikle silah gücüne dayanır”(2) Dolayısıyla ne askerlerin evlere yaptığı baskınlar gördüm, ne televizyon ve radyodan yapılan darbe konuşmaları, ne sokağa çıkma yasakları, ne de yaz sıcağında tüten bacalar. Bunları önce büyüklerimden dinledim zaman zaman sonra da üstü kapalı olarak “Çemberimde Gül Oya”da izledim.<br /><br />Peki, içinde yaşadığımız toplumda Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya, cumhuriyetçileri yıldırmaya ve sindirmeye yönelik bütün bu planlı programlı ve her ayrıntısı ince ince düşünülmüş operasyonlar sivil darbe değildir de nedir?<br /><br />Herhangi bir darbe “Sivil kökenli bir siyasal hareket veya bir siyasal parti tarafından yapılırsa sivil darbe olur. Sivil darbeler genellikle seçilmiş siyasal iktidarlar ve ortakları tarafından “Anayasa” ile güvenceye alınmış olan “laiklik ekseninde örgütlenmiş olan temel hak ve özgürlüklere”, “muhalefet hakkına” yani “demokratik rejime” karşı yapılır. Sivil darbelerin uygulanması (önce seçimle başlayan, sonra rejimin yozlaştırılmasını sağlayan birkaç yıl gibi) uzun bir süreçte gerçekleşir; bu nedenle sivil darbelerin hem uygulanması hem de toplum tarafından algılanması zaman alır”(3) (Burada da yine o görünmez kocaman ünlem işaretini kullanmak istiyorum, yoksa benim yazım da şu binlerce sayfalık tutanaklara benzeyecek.)<br /><br />Yazımın sonlarına yaklaşırken aklıma takılan bir soruyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhine faaliyet gösteren kişi veya kurumlar varsa bunlar tabi ki yargılansın ve cezasız kalmasın, adalet yerini bulsun ancak bu ülkenin yetiştirmiş olduğu Cumhuriyetçi ve Atatürkçü onlarca yazarımızın katillerinin dosyalarının hasıraltı edilmesi sizin de canınızı sıkmıyor mu?<br /><br />En son olarak yazımın başlığından bahsetmek istiyorum. Bu başlık günümüz yandaş medyasıyla iktidarın ilişkilerini çok güzel özetlemekte zannımca. İktidar yalakalığı yapan yandaş medya, ülkenin gündemine oturması gereken haberleri de hasıraltı etmiyor mu? Ha bu arada bilmeyenlere söyleyeyim, “Deniz Feneri” dosyası Türkiye’ye çoktaaaan geldi.<br /><br />Bir de yandaş medyanın aksine her dönem düzeyli ve ilkeli yayıncılık ahlakını benimsemiş yayın organları var. Bunlar ise muhalefet yanlısı yayın yapma iddiasıyla suçlanmaktadırlar. Aksine bu basın yayın organları, bu gazeteler, televizyonlar ve programcılar yayıncılık ahlakları gereği, olaylara ve şahıslara objektif bir bakış açısıyla yaklaşmakta, kısacası kalemlerini (dolayısıyla da şeref ve haysiyetlerini de) satmamaktadırlar.<br /><br />Eh buraya kadar okuduysanız yazımı beğenmişsiniz demektir. Ben de yazımın başında bahsettiğim sözü size hatırlatırım. Söz verdiniz ona göre. Neye mi? Tabi ki bana temiz iç çamaşırı ve sigara getirmeye. Neden mi? E mahkûm ziyaretlerinde en makbul hediye bunlardır da ondan. Şimdi “sen sigara içmezsin ki” diyenleriniz olacak aranızda. Eee bütün bu yazdıklarıma alışanlar sigaraya da alışırlar. Ne de olsa bu tutuklamalar bitecek gibi değil, sıra bize de gelecek korkarım…<br /><br />Kaynaklar<br /><br />1. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ergenekon_Destan%C4%B1">[tr.wikipedia.org]</a> <br />2. <a href="http://www.kongar.org/aydinlanma/2008/606_Sivil_Darbe.php">[www.kongar.org]</a> <br />3. <a href="http://www.kongar.org/aydinlanma/2008/606_Sivil_Darbe.php">[www.kongar.org]</a> <img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-4909389730006720895?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹiq ɐp ɐpunloʎ ʎǝsɹǝɥ iʞuɐs</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/08/s%c9%b9%c7%9d%ca%87_nq_%ca%9e%c7%9d%ca%87_%c9%b9iq_%c9%90p_%c9%90punlo%ca%8e_%ca%8e%c7%9ds%c9%b9%c7%9d%c9%a5_i%ca%9eu%c9%90s</link>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 20:31:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/08/s%c9%b9%c7%9d%ca%87_nq_%ca%9e%c7%9d%ca%87_%c9%b9iq_%c9%90p_%c9%90punlo%ca%8e_%ca%8e%c7%9ds%c9%b9%c7%9d%c9%a5_i%ca%9eu%c9%90s</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Facebook'ta gezinirken gördüm bu yazıyı, çok güldüm, kim yazmışsa iyi yazmış. Başlığın aksine şimdilik her şey yolunda gidiyor, mayıs ortasında alçım çıkacak, parmaklarımdaki demirler çekilecek (uyuşturmadan ama olsun, katlanıcaz artık), dikişler de alındı mı sonrası kolay. Bir aya kalmaz yine dere tepe gezmeye başlarım...<br /><br />Tek sorunum ameliyatlar yüzünden aldığım kilolardı, onları da yavaş yavaş vermeye başladım, şimdiden üç kilo oldu, eh yaz ortasına kadar geçen seneki halime dönerim, ne demişler azimle sıçan göt mermeli deler :)<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-2430183024353158013?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Yanlışlıklar :)</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/07/Yanl%c4%b1%c5%9fl%c4%b1klar_:)</link>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 14:10:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/04/07/Yanl%c4%b1%c5%9fl%c4%b1klar_:)</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sds2ua2FQuI/AAAAAAAAAGI/ZuyulRfmDdg/s1600-h/070129_cell_phone_texting.jpg"><img src="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/Sds2ua2FQuI/AAAAAAAAAGI/ZuyulRfmDdg/s400/070129_cell_phone_texting.jpg" /></a><br />Aradığım zaman numaramı tanıyıp meşgule atacak kadar akıllı ama yanlışlıkla bir mesaj attığımda sırf çatal dilli olduğunu gösterebilmek uğruna "kimsin" diye mesaj atabilecek kadar aptala yatmayı göze alabilen zeki bir adam... <br /><br />Yok yok seviyorum seni, çok seviyorum hem de :)<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1178794534374518473?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Halilce vs. Zeynepçe</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/25/Halilce_vs._Zeynep%c3%a7e</link>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 21:04:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/25/Halilce_vs._Zeynep%c3%a7e</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Uyuz oluyorum. Gerçekten uyuz oluyorum. Gözünde ikinci sınıf vatandaş gibi hissetmekten, adil davranmamandan deliriyorum. Bu kadar gıcıklaşmamın, seninle inatlaşmamın da tek sebebi bu sanırım. Yoksa ben bu kadar ısrarcı değilimdir hiç bir konuda. İki kız yanyana olduğumuzda yanımdaki, karşıdan gelen çocuğu beğendiğini söylerse, ben ölsem bitsem bile söylemezdim eskiden, o kadar yani...<br /><br />Ama senin o abuk sabuk "Halilce" doğruların yüzünden hep ben haksız çıkıyorum ya hani, hani gözünde bütün arkadaşların benden değerli de, ben çirkin ördek yavrusuyum ya, sırf bu yüzden bütün inadım...<br /><br />Ha şimdi niye taktı bu manyak karı da bunları yazıyor dersin belki, anlatayım: Seninle çıkarken ne kadar kıskansam da, çatlasam da arkadaşlarının yazdığı yorumlar öylece duruyordu blogunda, hiç ellemiyordun ama şimdi işine gelen yorumlar duruyor, işine gelmeyenler hemen siliniyor...<br /><br />"Senin için bir şey yapmak zorunda değilim" demiştin, haklısın da. Asla zorlayamam ama beni de Alemdar'la aynı değerde tuttuğun gün bu hırçınlığım geçecek. O güne kadar senin "Halilce" doğrularına karşı benim de "Zeynepçe" doğrularım olacak...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-6695914267561326161?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Puslu Kıtalar Atlası</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/22/Puslu_K%c4%b1talar_Atlas%c4%b1</link>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2009 14:25:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/22/Puslu_K%c4%b1talar_Atlas%c4%b1</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Cuma akşamı geldim eve sonunda. Bu hastane faslı da bitti. Yine binbir türlü insanla karşılaştım, doktorlarla atıştım, hemşirelerle lafladım. İnternet olmadığı için bu sefer yanıma kitap aldım okurum diye, iyi ki de almışım, ne olduysa "Puslu Kıtalar Atlası"nı bitirince oldu zaten. Şişli'nin göbeğinde hastanenin eşsiz manzarası eşliğinde eski İstanbul'u gözümde canlandırınca kitap iki günde bitiverdi, etkisi hala üzerimde, tadı hala damağımda...<br /><br />Akşam yine seni gördüm rüyamda, kitaptan bir bölümdeki gibi. İkimiz de deniz kıyısında bir deniz fenerindeyiz, dolunay var hemen önümüzde, altımızdaki kayalıkları dövüyor dalgalar, yan yana oturuyoruz hafif serin gecede. Sonra sen birdenbire "uçabilirim" diyorsun ve kendini boşluğa bırakıyorsun. O kadar çok korkuyorum ki çıtım çıkmıyor. Biraz gökyüzünde süzüldükten sonra yanıma geliyorsun, sonradan farkediyorum kalbin atmıyor, cansız bedenin fenerin tepesinde öylece yatıyor. Bir yandan bedenine bakıyorum bir yandan seninle konuşuyorum. "Sen de uçabilirsin" diyorsun bana, elimden tutuyorsun çekiyorsun beni kendine doğru. Sonra fenere beraber bakıyoruz. Bedenlerimiz yanyana, dolunaya doğru uçuyoruz...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-3932104887940084930?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Lodos</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/05/Lodos</link>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 02:39:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/03/05/Lodos</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	"Ne güzel pijamaların varmış senin öyle!" demiştin ilk gördüğünde, hatırladın mı hangileri? Şu yeşil, üzerinde minik minik çiçeklerin olduğu, kısa kollu, yakası fistolu yeşil pijamalarım. İşte onlar var üstümde şimdi, az önce geldim balkondan, senden bir de bu kaldı bana, darlandığımda kendimi balkona atmak...<br /><br />Dışarıda inanılmaz bir hava var. Akşamüstünden beri gökyüzü kıpkırmızı, lodosun sert geçeceğini söylercesine. Sıcak dışarısı aslında ama biraz uzun kalınca üşümeye başladım, olsun umrumda değil...<br /><br />İşte yine camlara vuruyor rüzgar, az önce benim yüzümdeydi. Hani ellerine şu kremden sürmeyi unutunca kabuk kabuk olurdu ya, yüzüme dokunduğunda hem şevkatini hissederdim, hem kapanmayan yaralarını. Az önce esen rüzgardaydın, yüzüme dokundun yine...<br /><br />Yine bir şeyler fısıldadın kulağıma gecenin sessizliğinde, ben yine derin bir nefes doldurdum ciğerlerime, "huzurlu olduğum için" derdim o zamanlar, uzun zamandır özlem aldı huzurun yerini...<br /><br />Gecenin bir vakti lodostan (sanırım) tek keyif alan varlık olarak anın ve gecenin güzelliğine yazasım geldi. Bir de seni hatırlayasım, öpesim, sarılasım...<br /><br />Bir daha karşılaştığımızda Koca Adam... O gün sana öyle bir sarılacağım ki, boğazımda düğümlenen bütün bu yumrular gidecek, yine huzurla patlamayı göze alırcasına derin bir nefes çekicem içime, kokunla beraber...<br /><br />Çok özledim seni... Şimdilik hoşçakal...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1270193337280698948?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Hayatın Değişmez Gerçekleri...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/27/Hayat%c4%b1n_De%c4%9fi%c5%9fmez_Ger%c3%a7ekleri...</link>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 00:48:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/27/Hayat%c4%b1n_De%c4%9fi%c5%9fmez_Ger%c3%a7ekleri...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Dün akşam farkettim, tekrar yoruma açmışsın bloğunu. Bu sayede sana yazdığım bir yorumu da tekrar görebildim, bunun için teşekkür ederim, çünkü o gün yazdıklarım tamamiyle içten yazılmış, içimden kopardığım, en kuytu duygularımı su yüzüne çıkardığım cümlelerdi. Senin için bir şey ifade eder mi bilmiyorum ama yazdıklarım benim için hala geçerli. İşte o cümleler:<br /><br />İçimde bir fırtına kopuyor... Sebebi sen... İçimi dışıma çıkarıyorsun, ters yüz ediyorsun beni rüzgarınla... Normalde insanlar fırtınadan kaçmak isterler, yere iyice bassın isterler ayakları, zarar görmek istemezler... Ama sen... Fırtına sen olunca koyveriyorum kendimi rüzgarına, nereye istersen götür beni, umrumda değil, istersen yerden yere çarp, ister ayaklarımı yerden kes uçmamı sağla, ne de olsa uçulabildiğini öğrendim, ayaklarımı yerden kestin bir kere... Keşke yine yapsan... Keşke fırtına Halil tekrar gelse de beraber uçsak...<br /><br />23 Kasım 2008 Pazar 11:12<br /><br />Benim açımdan hiç bir şey değişmedi Koca Adam. Seni hala çok seviyorum. Şimdilik hoşçakal...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-166108751687884665?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: To Forget or Not to Forget</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/26/To_Forget_or_Not_to_Forget</link>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 19:31:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/26/To_Forget_or_Not_to_Forget</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Dün İstanbul'daydım, kontrole gittim, neyse ki ameliyatlı ayağım iyiymiş, haftaya da diğer ayağımdan ameliyat olacağım bir aksilik çıkmazsa. Sonra 5 ay iyileşme süreci, yeniden... Sıkıcı belki ama ben de boş durmuyorum ki...<br /><br />İyileştikten sonra yapacaklarım şimdiden planlandı. Önce Eli ve Cecilia gelecekler, İstanbul'u gezeceğiz beraber. Seni alamayacağıma göre yanıma ben de başkasını bulacağım tur rehberi olarak, eh pek zorlanmayacağım eminim buna, bir kaç tur rehberi tanıyorum oralarda...<br /><br />Sonrasında ales ve üds, kazanırsam yüksek lisans. Tabi yine İstanbul'da. İstanbul'u seviyorum, tabi bunun sebebi basit bir Aristotle mantığı da olabilirdi ama öyle değil...<br /><br />"Saati unut" yazmasaydın o yazıyı benim için yazdığını düşünürdüm, ama saatle ilgili hiç bir muhabbetimiz olmadı ki, demek başka biriyle de bu hayalleri kurmuşsun, sağlık olsun.<br /><br />Haysiyetli biri olmadığından bahsetmişsin, tabi bu senin görüşün belki de öylesindir, ben birşey demedim, ama eğer öyleysen bile benim için sorun yok çünkü artık adil oynamamaya karar verdim. Adil oynayanların kazanmadığı bir dünyadayız, bundan eminim artık...<br /><br />Ama en önemlisi İstanbul'a gelmeden önce bir Samsun yapacağım. 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi olacak ilk durağım. Orada yarım kalan bir meseleyi tamamlayacağım. Bakarsın belki o meseleyi halledince sana bir daha gözükmem, unuturum belki. Çünkü yaptığın haysiyetsizliğin sebebi sen değilsin bence. Belki öfkemi yenince seni de silerim hayatımdan... <br /><br />As I said before, I'll be back with a vengeance but not for you honey, 'cos she's the one I'm looking for, for now...<br /><br />Şimdilik hoşçakal...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7418834479769565524?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: 23'ün Gizemi</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/24/23_%c3%bcn_Gizemi</link>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 02:06:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/24/23_%c3%bcn_Gizemi</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Jim Carrey'nin "23 Numara" adlı filminin vizyona girdiği ilk hafta, filmi izleyenler benden fellik fellik kaçıyorlardı. Nedenini hala bilmiyorum çünkü hala filmi izlemedim, ama bu gece 23 sayısının gizemi hakkında ufak bir araştırma yaptım, ne de olsa ben de 23 Eylül'de doğdum. İşte bulduklarım:<br /><br />1) 23 sayısı sadece 1'e ve kendisine bölünebilen bir sayıdır.<br /><br />2) 23 sayısı iki filme konu olmuştur, birincisi 1998 yılında çekilen ve bir Alman filmi olan "23" diğeri de başrolünü Jim Carrey'nin oynadığı "23 numara" adlı film.<br /><br />3) Russell Crowe'un başrolünü oynadığı, Nobel ödüllü yazar John Nash'i canlandırdığı "Akıl oyunları" adlı filmde, Profesör Nash de 23 sayısına takıntılıydı. Nash, toplam 23 bilimsel makale yayımlamıştı.<br /><br />4) Charles Darvin'in 1859'da yayınladığı kitabı "Türlerin Kökeni" de yayınlandığı yıl olan 1859 yani 1+8+5+9=23'e denk gelir.<br /><br />5) Antik Çin'de insanlar sayıların cinsiyetleri sembolize ettiğine inanırdı. Çift rakamlar kadınları, tek rakamlar da erkekleri temsil ederdi, asal sayı 23 ise en erkeksi sayıydı.<br /><br />6) Bir felaket filmi Airport'ta bombacının koltuk numarası 23'tü. Lost dizisinde 23, dünyanın sonunun gelmesini engellemek için bilgisayara girilen 6 sayıdan birisiydi.<br /><br />7) Teröristler, Amerika'ya 11 eylül 2001 tarihinde saldırdılar, rakamlar toplandığında 23 sayısı ortaya çıkıyor; 9+11+2+0+0+1=23.<br /><br />8) Micheal Jordan kariyeri boyunca hep 23 numaralı formayı giydi.<br /><br />9) Eski Ahit'e göre, Adem ile Havva'nın tam 23 kızı bulunuyor.<br /><br />10) Her ebevyn, çocuğunun DNA'sına 23 kromozom verir.<br /><br />11) Kanın tüm vücutta dolaşımını tamamlaması 23 saniye sürer.<br /><br />12) İnsanlarda cinsiyeti belirleyen 23. kromozomdur.<br /><br />13) Latin alfabesinde 23 harf bulunur.<br /><br />14) Julius Caesar suikasti sırasına 23 kez bıçaklanmıştır.<br /><br />15) Dünyanın ekseni 23.5 derece eğridir.<br /><br />16) Tapınak şovalyeleri'nin 23 Büyük Üstadı vardır.<br /><br />17) William Shakespeare 23 Nisan 1564'te doğmuştur.<br /><br />18) William Shakespeare 23 Nisan 1616'da ölmüştür.<br /><br />19) Eski Mısır kavimleri 23 Temmuz'da başlar.<br /><br />20) Mayalar dünyanın sonuna 23 Aralık 2012'de (20+1+2=23) geleceğine inanırlar.<br /><br />21) Jim Carrey'nin yapım şirketinin adı JC23 Entertainment'tır.<br /><br />22) Kurt Cobain 1967 doğumludur.1+9+6+7=23 Kurt Cobain 1994'te ölmüştür.1+9+9+4=23.<br /><br />23) 23 Numara, 23 ocak 2006 çekilmeye başlamıştır, 23 şubat 2007'de gösterime girmiştir.<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-4229053391145857389?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Takunya Tak Tak...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/19/Takunya_Tak_Tak...</link>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 17:12:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/19/Takunya_Tak_Tak...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Normalde pek fazla atasözü bilmem, hatta arkadaşlarım çok gülerler bu duruma. Bahtsız bedevinin başına gelenleri bile üniversitede öğrenmiştim.<br /><br />Ama öğrendiklerimi çok çabuk hayata geçirebilen bir yapım olduğu için bu hiç bir zaman sorun olmadı. En son Koca Adam'dan öğrenmiştim bir söz, duruma pek uyuyor sağ olsun...<br />Takunya tak tak, Cemile Müştak!!!<br /><br />P.S: I'll be back with a great vengeance...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-5459078944902788432?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Pes...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/15/Pes...</link>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 02:23:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/15/Pes...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Uzun bir güreş oldu, çok yoruldum, çok yorulduk. Çok yandı canımız ama ikimiz de devam ettik güreşmeye, ikimizin de cüssemizden büyük egosu vardı çünkü.<br /><br />Ama şu sıralar güreşmek pek bana değil, hele ki yeni bir ameliyat kapıdayken, başka bir güçlü rakibi alt etmem gerekirken. O yüzden şimdilik pes dedim. Dinlenmek, forma girmek, hem zihnen hem bedenen yenilenmek için...<br /><br />Ama ne demişler "yenilen pehlivan güreşe doymazmış". Şimdilik pes Koca Adam... Şimdilik pes... Şimdilik... Pes...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1753432617870976469?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: En Huzurlu Gece</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/13/En_Huzurlu_Gece</link>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 23:51:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2009/02/13/En_Huzurlu_Gece</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Bir sır var sakladığım... Her şeyi anlattım senin hakkında ama tek bir şeyi anlatamıyorum en yakın arkadaşıma. Sen nasıl Alemdar'dan hiç bir şeyi saklamıyorsan ben de saklamam diyordum ama bu... Taşınamayacak kadar ağır, düşündükçe isterik bi şekilde ağlama krizlerine tutulduğum, uykularımdan gözyaşlarıyla uyandığım bir sır...<br /><br />Ama vazgeçmeyecektim, vazgeçmek kaybedenlerin işiydi çünkü, hem ne demişler, intikam soğuk yenince zevklidir. Belki o gün harekete geçseydim, fiziksel olarak bir eylemde bulunsaydım... Ama bu bana göre değil ki... Hiç bir zaman intikamlarımı fiziksel olarak almamıştım ki ben... Gerekirse yıllarca beklemiş ve yine kalemimle ya da sözlerimle yıkmıştım karşımdakini...<br /><br />Orta okuldaydım... Arkadaşım kitabını getirmemiş, ben de iyilik olsun diye ona kendikimi vermiştim. O da çocukluk işte, erkek resminin pantolon kısmına kocaman bir penis çizmiş, sonra o kitap hocanın eline geçti, hoca etiketine baktı, tek kelime etmeden elime verdi. Şok olmuştum, ben çizmedim demedim, arkadaşa atmadım suçu o an için, çünkü intikam soğuk yenirdi. <br /><br />Ertesi gün erkek arkadaşı kendisinden önce gelmişti, benim önümde kitabım açık okuyor gibi yapıyorum, yanıma geldi resmi görünce ufak bir alay konusu oldum, ta ki o resmi kendi kız arkadaşının çizdiğini öğrenene kadar... Sonra ne mi oldu? Sanırım orta okuldaki bir çocuk bu kadar ağır bir şakayı kaldıramamış olacak kızdan o gün ayrıldı...<br /><br />O günden beri aldığım en iyi üçüncü intikam bu... İkincisi şimdilik bana kalsın, gün gelir onu da yazarım...<br /><br />Normalde sinirliyken ya da stresliyken o kadar sıcak suda yıkanırım ki aynada kendimi göremem buhardan... Oysa bu akşam aldığım duş aldığım intikam kadar soğuktu...<br /><br />Suçlu muyum? Hayır...<br />Pişman mıyım? Suçlu değilim ki!!!<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-5505904904788353796?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Çok Özledim...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/12/05/%c3%87ok_%c3%96zledim...</link>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 22:45:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/12/05/%c3%87ok_%c3%96zledim...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Çok sıkıldım, daha ne kadar gidecek bu alçılı ayakla dolaşma faslı? Daha ne kadar evin içinde hapis kalacağım? Daha ne kadar sensiz kalacağım? Bir daha ne zaman kapına dayanacağım "çok özledim seni" diyerek? Keşke bayramda gelsen, bi sürpriz yapsan. Hani seninleyken çocuklar gibi neşeli oluyordum ya, ne zaman bi daha öyle içten güleceğim? Ne zaman sakinleşeceğim senin kollarında? Boynuna geçirilmiş bir iple kıvranan kısraklar gibiyim? Sadece senin ellerin çözüyor beni, sakinleşiyorum, uysallaşıyorum...<br />N'olur gel Koca Adam...<br />Seni çok özledim...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-4059487773317287237?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Anlıyorum...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/29/Anl%c4%b1yorum...</link>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2008 02:07:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/29/Anl%c4%b1yorum...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	I don't want just one cake<br />I want the whole fuckin' bakery...<br />Bi de altına anlıyorum yazmış...<br />Bi boq anlamıyosun anasını satim...<br />Anlasan;<br />Seni ne kadar çok sevdiğimi anlardın...<br />Seni neden bu kadar çok sevdiğimi anlardın...<br />Seni neden terketmek istemediğimi anlardın...<br />Senden deli gibi çocuk yapmak istediğimi anlardın...<br />Neden senden ikinci bir şans istediğimi anlardın...<br />Anlasan... Anlasan... Anlasan...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8818315155249736841?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Güneş Giren Ev</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/26/G%c3%bcne%c5%9f_Giren_Ev</link>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 04:21:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/26/G%c3%bcne%c5%9f_Giren_Ev</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SS4Gtwtc8WI/AAAAAAAAAE4/jSFinHOZB-k/s1600-h/untitled.bmp"><img src="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SS4Gtwtc8WI/AAAAAAAAAE4/jSFinHOZB-k/s400/untitled.bmp" /></a><br />Güneş girmeyen eve doktor girer. Evet bir yere kadar bu laf doğru. Bizim evimize de güneş giriyor, hatta bütün öğlen güneş oturma odamızdan eksik olmuyor. Ama hasta olmamak için bundan daha fazlasına ihtiyaç var, öncelikle benim dışarı çıkıp iki insan yüzü görmem, medeniyete karışmam lazım. Evde oturmaktan o kadar canım sıkılıyor ki...<br /><br />Şu sıralar favori şarkım Freddie Mercury'den<br />I'm going slightly mad<br />It finally happened...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-3223913618568916777?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Korkuyorum...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/18/Korkuyorum...</link>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 21:52:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/18/Korkuyorum...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://3.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SSMdhVWsORI/AAAAAAAAAEw/4PXOeauxHpQ/s1600-h/IMG_0171.JPG"><img src="http://3.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SSMdhVWsORI/AAAAAAAAAEw/4PXOeauxHpQ/s400/IMG_0171.JPG" /></a><br />Dün gece uyku tutmadı. Seni düşündüm sabaha kadar. Meğer ne çok özlemişim seni. Önce Facebook’tan beğendiğim fotoğraflarını indirdim bilgisayarıma, baktım onlara defalarca. Yüzünün en ince ayrıntısını bile unutmak istemiyorum. Her bir karede kalbimin biraz daha derinine işledim seni.<br /><br />Bir ara sesini duymak istedim ama arayamadım, sabahın dördüydü. Hem rahatsız etmek istemedim, hem de o cesareti bulamadım kendimde. Yeni bir yazı yazdığını gördüğümde bile heyecandan elim ayağım titrerken, sesini duyarsam ne yaparım diye düşündüm. Korktum. Kendimden, senden…<br /><br />Sonra en başına döndüm her şeyin. Larissa bloğunu okumaya başladım. Okudukça ağladım, ağladıkça okudum. Seni yeniden tanıdım, yeniden anladım. Yeri geldi yeniden nefret ettim senden ama en önemlisi seni hala çok sevdiğimi yeniden anladım. Tekrar aldım telefonu elime. Numaran ekrandaydı, tek bir tuşa bakıyordu sesini duymak. Yapamadım. Korktum. Senden, kendimden…<br /><br />Uyuyakalmışım en sonunda. Bilgisayarın ekranında sen, telefonda sen. Alışkanlık olmuş, yatağın ucunda yatıyorum, beni örten yorganın yarısı senmişsin gibi sımsıkı sarılmış ve uyuyakalmışım. Rüyamda da sen. O kadar gerçek gibi ki kokunu duyuyorum bir an. Dudaklarının kenarındaki o muzip gülümsemeyle gözlerini kısmış bana doğru bakıyorsun. Yüzünü ellerim arasına alıyorum. Sakallarını bile hissediyorum bir an. Tam bir şey söyleyecekken uyanıyorum. Korkuyorum. Üzmekten, üzülmekten…<br /><br />Bugün de aklımda sen varsın. Yarın İstanbul’a geliyorum kontrol için. Eğer sağ ameliyatlı ayağım iyiyse alçısı çıkacak, dikişleri alınıp yarısı parmağın içinde yarısı da dışında bulunan teller uyuşturulmadan alınacak. Aynı şehirde olup da senden bu kadar uzak olmak o kadar can yakıcı ki gerçekten anesteziye ihtiyacım kalmıyor. Ruhsal acıyı dengelemeye ameliyat acıları bile yetmiyor.<br /><br />Şimdilik kimse bir şey diyemiyor. Yarın kontrole gidince belli olacak yatıp yatmayacağım. Geçen sefer mutlaka ara beni demiştin ameliyattan önce. Bu sefer arayamayacağım sanırım. Korkuyorum. Beklemekten, gelmemenden…<br /><br />Not: Yine de gelirsen diye söylüyorum, senden başka hiçbir şey istemiyorum. Sadece kendini getir, sadece sen gel, sadece sen ol...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8650684711611434360?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Tekdüze</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/13/Tekd%c3%bcze</link>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 14:21:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/13/Tekd%c3%bcze</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SRwb4_Bs-3I/AAAAAAAAAEo/qS8e2Amug20/s1600-h/business-ekg.jpg"><img src="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SRwb4_Bs-3I/AAAAAAAAAEo/qS8e2Amug20/s400/business-ekg.jpg" /></a><br />Kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektrik faaliyetlerini gösteren alettir elektrokardiyografi. Bu aletteki hareketlilik hastanın yaşadığını, düz çizgi ise öldüğünü belirtir. <br /> Geçtiğimiz senelerde bu grafik çok hareketliydi hayatımda, çok şey yaşadım, çok eğlendim, çok üzüldüm, çok güldüm, çok ağladım. Ama yaşadığımı hissediyordum. Şimdilerde o kadar boş geçiyor ki günlerim... Şu ameliyatlar mahvetti beni. Evden dışarı çıkamıyorum, hapis gibiyim. Ben evdeyim ama hayat dışarıda. <br /> Üniversiteden arkadaşlarım İstanbul'a taşınmışlar. Çağrı, Orçun, Yakup, Mali hepsi İstanbul'dalar. Biliyorlar normalde soluğu onların yanında alacağımı. Çağrı'nın "bi gittiğimiz yere de gelme be kızım" diye dalga geçmesini bile özledim. İşi yüzsüzlüğe vurup "beni görmek istemeyen gelmesin, ben eğlenmeme bakarım, bana ne" demeyi de :) en büyük korkumun yalnızlık olduğunu bildikleri için arıyorlar sık sık, sağolsunlar...<br />Bu tekdüzelik ikinci ayağımın ameliyatından sonra da devam edecek, düz çizgi çizmeye, ölmeye devam edeceğim. Oturmaktan dolayı aldığım kilolar da cabası, önceleri şişman bir salatalığa benziyordum, şimdileri iyiden iyiye domates kılığına büründüm. <br />Hele bi normal yürümeye başlayayım, önce kilolar verilecek, sonra bomba gibi döneceğim. Yine inişli çıkışlı olacak EKG. Yine yaşayacağım, yine nefes alacağım, hayata döneceğim... Şimdilerde boş boş oturuyorum öyle...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-1896204582459808039?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: En Güzel Gece</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/06/En_G%c3%bczel_Gece</link>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 02:31:00 -0500</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/11/06/En_G%c3%bczel_Gece</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SROPv-gVO7I/AAAAAAAAAEQ/_mfHCkz5gjc/s1600-h/kizkulesi9nc.jpg"><img src="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SROPv-gVO7I/AAAAAAAAAEQ/_mfHCkz5gjc/s400/kizkulesi9nc.jpg" /></a><br />Üniversiteden bir sınıf arkadaşım. Gerçekten çok iyi bir kız, mutlu olmasını istediğim biri, dün doğum günüydü, umarım erkek arkadaşı güzel bir sürpriz yapmıştır dedim içimden. Bugün öğrendim. Kız Kulesi'nde evlenme teklifi almış. Eminim dün hayatının en güzel günüydü. Nasıl olmasın ki? <br />Haklısın, insanlar çok çabuk evleniyorlar, hemen çocuk yapmak istiyorlar ama bunun sebebi kendini yormaya dermanın kalmayınca seni yoracak başka biri bulma arayışı değil bence. Ne demişti Dido? <br />I don't want to to wait for our lives to be over,I want to know right now what will it beI don't want to wait for our lives to be over,Will it be yes or will it be... sorry?<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7169591683661740146?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Biliyor musun Nereden Geliyorum?</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/31/Biliyor_musun_Nereden_Geliyorum_</link>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2008 04:03:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/31/Biliyor_musun_Nereden_Geliyorum_</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Oradan:<br />senin gideceğin yerden-<br />en dibinden<br />acıların<br />en içinden<br />sevinçlerin:<br />ikimizin gideceği yerden.<br /><br />Oradan:<br />ikimizin olduğu yerden-<br />çevremizden gelen<br />etkilerden sıyrılıp,<br />kendiliğimizden<br />oluştuğumuz yerden.<br /><br />Oradan:<br />bizim yerimizden-<br />ikimizin de geldiği yerden:<br />yenilgiden<br />üzüntüden<br />yeşillikten<br />mavilikten.<br /><br />Biliyor musun<br />nereden?<br /><br />Yaşamın en dibinden.<br />İçtenliğin en içinden.<br /><br />Sen ve ben<br />neden<br />gelmişsek ve gideceksek<br />o yere, o yerden<br />kendiliğimizden,<br />gideceğiz ve geleceğiz<br />o yere<br />yeniden-<br /><br />Sen ve ben<br />yeniden ve yeniden.<br /><br />senin elin<br />serin elin<br />benim elim<br />derin elim<br /><br />senin elin<br />benim elim<br />benim elim<br />senin elin<br /><br />senin elim<br />benim elin<br /><br />gingin elin<br />suskun elim<br /><br />Gidiyorsun:<br />Bütün ışıklarımı göndersem seninle<br />aydınlanır mısın?<br /><br />Gidiyorsun:<br />Bütün sevinçlerimi göndersem seninle<br />mutlanır mısın?<br /><br />Gidiyorsun:<br />Bütün hüzünlerimi göndersem seninle<br />üzülür müsün?<br /><br />Gidiyorsun:<br />Bütün acılarımı göndersem seninle<br />yıkılır mısın?<br /><br />Ben<br />üzüntülü ve yıkık<br />kalırken<br />sen<br />aydınlık ve mutlu<br />git<br />ışıklarımla ve sevinçlerimle:<br />üzülme<br />yıkılma<br />aydınlan<br />mutlu ol.<br /><br />ışık ol<br />aydınlık ol<br />sevinç ol<br />mutluluk ol.<br /><br />Bırak bana<br />hüzünleri, üzüntüleri<br />acıları, yıkımı-<br />al götür<br />ışıkları, aydınlığı<br />sevinçleri, mutluluğu.<br /><br />Gidiyorsun:<br />Bütün kendimi göndersem seninle<br />götürür müsün?<br /><br />Bak, denizdeyim<br />diyecektim:<br />bir serin ürperti<br />yaladı geçti dalgaları-<br />diyemedim.<br /><br />Zaten<br />yoktun ki.<br /><br />Kim bilir<br />nasıl kuru, nasıl tozlu<br />nasıl gürültülü-<br />ama, belki<br />nasıl da renkli, nasıl canlı<br />nasıl dingin<br />bir yerdeydin<br />günboyu.<br /><br />Şimdi son pırıltılar çekilirken<br />suların üstünden<br />sen, belki<br />nasıl kuru, nasıl cansız<br />nasıl boğucu<br />bir yerdesin-<br />ama, belki de<br />nasıl renkli, canlı, dingin-<br />yerli yerindesin.<br /><br />Ama<br />yoksun ki.<br /><br />Bak, denizdeyim<br />diyecektim-<br />diyemedim.<br /><br />Oraya<br />senin olduğun yere baktım.<br />Bir serin ürperti gibi<br />yaladı geçti dalgaları<br />o eski deyiş:<br />How do I love thee?<br />Let me count the ways-<br /><br />Gördüm seni.<br />Geldin gözümün önüne:<br />nasıl da duru, nasıl arı<br />nasıl canlı-<br />kuru, cansız, boğucu<br />yerinde,<br />bütün bezginliğinin içinde<br />denizde gibiydin.<br /><br />Ama<br />yoktun ki.<br /><br />Bak, denizdeyim<br />diyecektim:<br />bir ıslak esinti<br />düştü dalgaların üstüne-<br />diyemedim.<br /><br />Zaten<br />yoktun ki.<br /><br />Yokum ben sensiz<br />Yoksun sen bensiz<br /><br />benimle sen<br />seninle ben<br /><br />Var mısın?<br />Yok musun?<br /><br />Yok musun?<br />Var mıyım?<br /><br />Orada<br />beni düşünüyorsun<br />hissettim bunu:<br />Bir şiddetli rüzgar gibi<br />aşarak tepeleri<br />geçerek boğazları<br />ulaştı buraya<br />geldi dokundu bana<br />düşünmen beni.<br /><br />Orada<br />beni düşünüyorsan<br />hissetmelisin bunu:<br />Bir rengarenk ışın gibi<br />aşarak tepeleri<br />geçerek boğazları<br />ulaşmak oraya<br />gelip dokunmak istiyor sana<br />düşünmem seni.<br /><br />Oruç Aruoba<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8290007486948225303?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Yasaklar</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/25/Yasaklar</link>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 14:10:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/25/Yasaklar</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Google'ın blog sitesi Blogspot da dün itibariyle yasaklanan siteler arasına girdi. Daha önce Youtube'da olduğu üzere burada da sayfayı açınca "Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir" yazıyor. Varsın yasaklar olsun, ne de olsa çiğnenmek için hepsi :) Ben yazmaya devam edeceğim. Bence sen de devam et...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-990868374131814197?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Schhh...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/19/Schhh...</link>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 02:35:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/19/Schhh...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SPvQqBeGi0I/AAAAAAAAAEI/NiVpUUXQDpA/s1600-h/Schweppes.jpg"><img src="http://4.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SPvQqBeGi0I/AAAAAAAAAEI/NiVpUUXQDpA/s400/Schweppes.jpg" /></a>Az önce Schweppes kısa film festivali sitesindeki filmleri izledim. Üçü de birbirinden güzeldi. İzlemeyenlere tavsiye ederim. İleride hakkında konuşabilmek için...<br /><br />Hangi sırayla izleyeceğinize karar veremem tabi ama ben "Magnifique" ile başladım. Süper eğlenceli bir Fransız filmi... Film tam da Fransızların kendilerine en güvendikleri konudan bahsediyor. Eskiden hoşlandığım bir Fransızdan biliyorum, bu konudaki kendine güvenleri bazen sinir bozucu boyutlarda olsa da onlar, bu boyut olayına fena takıntılı, n'apalım, yapacak birşey yok :) Neyse, izleyin görün (!!!) derim, ben çok güldüm :)<br /><br />İkinci sırada "Consequence" vardı. "Amores Perros" (Paramparça Aşklar Köpekler) tadında bir kısa film. Yavaş ve derinden veriyor mesajını... Harika bir eşi ve lüks bir evi olan bir adamın başından geçen - ki kesinlikle bunu yaşamamış olmayı dilediğini filmin ilerleyen her karesinde hissettiğiniz - bir çocukluk anısını anlatan bu film sırasında, sizin de ana karakter gibi ufak çaplı bir panik atak geçirmeniz muhtemel...<br /><br />En sona bıraktığım film... Acaba onu en sona bırakmam tesadüf müydü? Hiç bir zaman bilemeyeceğim. Sadece en favori filmim olduğunu söylemeliyim... İsmi "Jet Black". Bu ayrıca ana karakterimizin de ismidir ki çok koyu karanlık anlamına gelen bu isim kendisine cuk oturmuştur çünkü kendisinde saklı olan bir sır hem büyük bir ödül hem de büyük bir lanet olabilir....<br /><br />Amerikan yapımı olması beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da üzerinde düşündüren, müziğiyle büyüleyen, ana karakteriyle sizi kendine bağlayan güzel bir kısa film örneği...<br /><br />Bu arada filmlerde o kadar özendiriyorlar ki insanı gece gece Schweppes içesim geldi. Sitedeki kokteyl tarifleri de cabası. Şimdilerde ameliyat dolayısıyla içki içemiyorum, uzun bir süre de içemeyeceğim ama şu minik parmağım da kesilme tehlikesini atlatsın, sabaha kadar içeceğim. Yanımda gelenlere de içkiler benden. Şimdiden söylemesi :)<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8443910195652329565?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Şahtım Şahbaz Oldum</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/12/%c5%9eaht%c4%b1m_%c5%9eahbaz_Oldum</link>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2008 18:54:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/12/%c5%9eaht%c4%b1m_%c5%9eahbaz_Oldum</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Ayağımdaki alçıyla bir bütün olduğum kesin. Bir aydır gece gündüz benimle, biraz ağırlık yapsa da, tek ayakla yürümek zorunda kalsam da o bana çok alışmış gözüküyor. Bir ay daha benimle kalacak. Tabi tek ayakla yürümek zor, bütün gün tek aksiyonum tuvalet ile oturma odasındaki bir kilometrelik uzun koridor boyunca gidip gelmelerimden ibaret. Çok sıkılıyorum çok...<br /><br />Bir de bütün bunlar yetmezmiş gibi sabah boğaz ağrısı, baş ağrısı ve burun tıkanıklığıyla uyandım, ölüyorum sandım.<br /><br />Hala geçmiş olsun ziyaretine gelmeyenlere duyurulur. Gelirken "bööörek" istiyorum. Bir de hala yiyemediğim şu kakaolu sütlü tatlıdan. Belki ikinci ameliyatımda yerim, umut etmekten vazgeçmedim hala...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-6705032280773570685?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Büyük Buluşma</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/10/B%c3%bcy%c3%bck_Bulu%c5%9fma</link>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2008 20:57:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/10/B%c3%bcy%c3%bck_Bulu%c5%9fma</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Akrabalarımızın bir kısmı Avustralya'da yaşıyor. Bazı üçüncü kuşak kuzenlerimle iki üç sene önce tanıştım, ama bu gece üç yaşımdan beri görmediğim kuzenim Cenk ile msn'de sohbet ettim ilk kez.<br /><br />Uyku tutmamış msn'e gelmiş, tabi soru ingilizce :) ben de bozuntuya vermedim muhabbeti ingilizce devam ettirip ona yirmi yıldır görüşemediği kuzeni olduğumu anlattım. Meğer ne çok konuşacak şey varmış, evli olup olmadığımı, ingilizceyi nerede öğrendiğimi, çalışıp çalışmadığımı ardı ardına sordu, bir de "fotoğraf gönder bol bol" dedi.<br /><br />Yaza doğru Avustralya gel, seni arabayla dolaştırırım, gece hayatına beraber akarız dedi :) tam da özlediğim şey... Önceden olsa arkama bakmadan giderdim, aynen Yunanistan'a gittiğim gibi. Ama şimdi arkamda bırakmaktan korktuğum kocaman inatçı bir adam var. O bunu anlamasa da... Sanırım sırf bu yüzden gidemeyeceğim.<br /><br />Yine de insanın böyle bir kuzeni olması çok güzelmiş... Yirmi yılımız ayrı geçse de...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-8359692963219788241?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Καλαμαρ</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/01/%ce%9a%ce%b1%ce%bb%ce%b1%ce%bc%ce%b1%cf%81</link>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 16:32:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/10/01/%ce%9a%ce%b1%ce%bb%ce%b1%ce%bc%ce%b1%cf%81</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	Son üç gecedir hep aynı rüyayı görüyorum. Hayır olsun. Koca Adam'ın doğum günü partisi yapılıyor, bir sürü insan, içlerinde tanıyıp da bir türlü ısınamadıklarım, sevmediklerim de var, devamlı peşinde koşturuyor herkes, bense kendimden beklenilmeyecek kadar çekingen bir tavırla sadece kenardan izliyorum olan biteni. Ancak parti mekanı devamlı değişiyor, büyük bir apartmanın değişik katlarındaki değişik dairelere gidiliyor zaman zaman. Yine mekan değiştireceğimiz bir anda Koca Adam'ı görüyorum, bana bakıyor, gülümseyip "gelsene" diyor. Hayır olsun...<br /><br />Sonra sıkılıyorum, bırakıyorum bu koşturmacayı, yoruluyorum, kendimi Yunanistan'da görüyorum. Günlerdir gördüğüm o daracık sokaklarda dolaşıyorum, sıra sıra dükkanlar, yağmur yağıyor inceden. Sonra şehir dışına doğru sağdaki o tanıdık restoranı görüyorum. İsmi "Καλαμαρ". İçeri giriyorum, her zaman oturduğum masaya gidiyorum, cam kenarında şehrin gürültüsünden uzak yemyeşil bir alana bakan minik bir masa. "Çok aç değilim, biraz balık, biraz ekmek, bir de ufak uzo getir" diyorum garsona. Etrafımdakilere bakıyorum, beklerken, "kimseyi tanımıyorum çok yazık, keşke tanıdıklarım buralarda olsalardı şimdi" diyorum kendi kendime. O sırada Koca Adam geliyor elinde bir tepsiyle. İçinde bir tabak balık, iki dilim ekmek, iki bardak ve bir de büyük uzo var. İtinayla masaya koyuyor hepsini, sonra tepsiyi duvara dayayıp karşıma oturuyor. "Ben de yoruldum" diyor. Uyanıyorum. Hayır olsun...<img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7478504850342039332?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: The Unbearable Reason of Love...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/09/03/The_Unbearable_Reason_of_Love...</link>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2008 00:26:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/09/03/The_Unbearable_Reason_of_Love...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	- Is why?<br />- Just 'cos...<br /><img src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5591595070387982707-7053219319494085828?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
<item>
		<title>Xeynoland: Hayal Etmek Her Zaman Güzeldir...</title>
		<link>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/08/31/Hayal_Etmek_Her_Zaman_G%c3%bczeldir...</link>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 23:19:00 -0400</pubDate>
		<guid>http://www.serresblogs.gr/Xeynoland/2008/08/31/Hayal_Etmek_Her_Zaman_G%c3%bczeldir...</guid>
				<author>xeynoland</author>		
				<content:encoded><![CDATA[	<a href="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLsAroOeFmI/AAAAAAAAADg/FsZNCIQLi3A/s1600-h/story_fredwilma.gif"><img src="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLsAroOeFmI/AAAAAAAAADg/FsZNCIQLi3A/s400/story_fredwilma.gif" /></a>Bunu bir konuşmamızda Koca Adam söylemişti. Ben de hayal etmeye devam ediyorum. Rüyam hep aynı. Küçüklüğümden beri süregelen bir hayal bu. Beni seven, kollarında huzur bulduğum, kocaman bir adam...<br /><img src="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLr-fvS2NAI/AAAAAAAAADA/hmAXgkK-aL0/s400/sopranosSPLASH_468x636.jpg" />Peki neden zayıf biri değil, ya da üçgen vücutlu bir sporcu değil de kocaman bir adam? Öncelikle yanınızda kocaman bir adam varsa kendinizi güvende hissedersiniz, benim vakt-i zamanında hissettiğim gibi...<img src="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLr_3FMwW6I/AAAAAAAAADY/AFf6ThZUpMI/s400/According-to-JIm.jpg" />Sonra, koca adamlar eğlenceli olurlar, hayattan keyif almasını bilirler, eğlenirler ve eğlendirirler. Yüzleri her daim güler. Kaprisleri yoktur, kendileriyle barışıktırlar, bu yüzden yanındakini de rahatlatırlar, huzur verirler. Eğer kocaman bir adamla çıkıyorsanız yüzünüz hep güler. Benim yüzümün de bir zamanlar güldüğü gibi...<img src="http://1.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLsA3DnnZnI/AAAAAAAAADo/aFzKVv5piY8/s400/story.jpg" />Ve en önemlisi onun kucağına yatmak kocaman ve çok rahat bir yatağa yatmak kadar rahatlatıcıdır, kollarını teninizde hissetmek size güvende olduğunuz, size sarıldığını hissetmek ise korunduğunuz ve değer verildiğiniz hissini yaratır. Tıpkı benim bir zamanlar bütün bu yazdıklarımı bulduğum gibi...<br /><img src="http://2.bp.blogspot.com/_V6KL4LzK8s0/SLsCuzs5pKI/AAAAAAAAADw/jp7KY17T0Vc/s400/IMG_0153.JPG" />Hala bu hayalle yaşıyorum, hala bu hayalin gerçek olmasını diliyorum, hala her yeni güne bu hayali nasıl gerçekleştirebilirim diye düşünerek uyanıyorum, çünkü hala ben bu koca adamı çok seviyorum... <img src='http://res1.blogblog.com/tracker/5591595070387982707-781742570025875228?l=xeynoland.blogspot.com' /> ]]></content:encoded>
</item>
</channel>
</rss>
